Gölgenin Lüks Olduğu Günlerden Merhaba
Bu platformdaki ilk yazımla karşınızdayım. Yeni bir haber sitesinde, yeni bir pencereden sizlere seslenmek benim için heyecan verici. Ancak yerel basının o tozlu ama keyifli sokaklarına hiç de yabancı değilim.
Bilenler hatırlar; yılları devirdiğimiz o günlerde Bodrum’un yerel ekranı Kent TV’de tam 36 bant yayınlanan bir televizyon programına imza atmıştım. Ardından Bodrum’un sevilen, kıymetli isimlerinden Şenol Cömert ile birlikte "Bodrum Kapak" dergisini hayata geçirdik. Editörlüğünü üstlendiğim bu dergide Bodrum’un birbirinden kıymetli yazarlarının kalemine, usta fotoğraf sanatçılarının kadrajlarına yer verdik. Hatta bugün Bodrum yerel tarih araştırmalarında çok önemli bir yere sahip olan Cezmi Çoban’ın ilk yazıları da bu derginin sayfalarında okurla buluşmuştu.
Sözün özü; yerel basında iş üretmek, imkânsızlıklarla boğuşmak ama bir yandan da o üretimin hazzını yaşamak hem çok zordur hem de tarifsiz derecede keyifli. Bu vesileyle ilk yazımla merhaba derken, Halikarnas Haber ekibine de bu zorlu ama güzel yolculuklarında yürekten kolaylıklar diliyorum.
Peki, ben bu ilk yazımda neden hızlıca valiz toplar gibi bir dille karşınızdayım? Çünkü basın geçmişimin yanında, benim esas hayatım yıllardır atölyemde çamurla, metalle, formla ve ışıkla geçiyor. Ve tam da bu ilk yazımın arifesinde, heyecan verici bir yolculuğun eşiğindeyim.
Yakın zamanda gurur verici bir davet aldım. Polonya’nın o tarihi ve görkemli Niemodlin Dükalık Kalesi’nde düzenlenen A&A Avrupa Açık Hava Heykel Parkı Uluslararası Heykel Programı’na Türkiye’den katılan ilk sanatçı olarak davet edildim. Güney Kore’den Peru’ya, Meksika’dan İsveç’e dünyanın dört bir yanından usta isimlerin ağırlandığı bu prestijli organizasyonda hem ülkemi hem de Anadolu’nun kadim estetik hafızasını temsil edeceğim.
Polonya’da yaklaşık yirmi gün sürecek olan açık hava üretim sürecinde, açık hava müzesinde kalıcı olarak sergilenecek anıtsal bir eser ortaya koyacağım. Eserimde, hem Türkiye’nin hem de Polonya’nın ortak simgelerinden biri olan kartal figürünü çağdaş ve stilize bir dille ele alıyorum.
Süreçte odaklandığım temel unsur, kütlenin kendisinden ziyade metalin arasında bıraktığım boşluklar ve ışıkla kurduğum ilişki. Tıpkı geleneksel telkâride sadece metalin değil boşluğun etkilediği gibi, danteli güzel yapan iplik, kilimdeki ritmi oluşturan motiflerin arasındaki mesafe gibi... Yüzlerce metal parçayı sabırla bir araya getirirken Anadolu’nun mozaik kültürünü ve gün boyu güneşle birlikte biçim değiştirip yeniden doğan gölgelerin estetiğini anlatacağım.
Şimdi Bodrum’daki atölyemin havasını, Anadolu’nun üretim kültürünü ve sabrını yanıma alıp Polonya yollarına düşüyorum.
Oradaki üretim sürecini tamamlayıp eserimi kalıcı olarak bıraktıktan sonra, ayağımın tozuyla yeniden bu köşede sizlerleyim. Döndüğümde Polonya’daki bu sanat serüvenini, o atmosferi ve yaşadıklarımı detaylarıyla yine ilk burada kaleme alacağım.
İlk yazımda bana ayırdığınız vakit için teşekkürler. Döndüğümde, yeni yazımda görüşmek üzere!
Yorumlar (0)
Bu yazı için henüz yorum yapılmamış.