25 Eylül 2026, Cuma --:--
USD 48,88 ▲0,05% EUR 55,74 ▲0,34% GBP 64,77 ▲0,26% BIST 12.888 ▼2,74% USD 48,88 ▲0,05% EUR 55,74 ▲0,34% GBP 64,77 ▲0,26% BIST 12.888 ▼2,74%
Künye
Cuma 25 Eylül 2026
Bodrum 27° · İstanbul 23°
Bodrum ve Ege'nin Güvenilir Dijital Haber Kaynağı
Kültür-Sanat

Ayasofya’nın Sırları Gün Yüzüne Çıkıyor

j_opar-2025-0079_fig_001.jpg
Güncellendi: 20 Eylül 2026, 20:33

İstanbul’un yaklaşık bin 500 yıllık simgesi Ayasofya’nın görünen yüzü kadar, altında saklanan dünya da yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un Ayasofya’nın altında “yaklaşık 9 kilometreye kadar uzanan bölümlerden” söz edildiğini açıklaması, yapının yer altındaki geçitlerini yeniden gündeme taşıdı. Erişilebilen alanlarda temizlik ve restorasyon sürerken, bazı güzergâhlarda çökmeler nedeniyle ilerlemek henüz mümkün değil. Güvenli hale getirilebilecek bölümlerin ileride ziyarete açılması da değerlendiriliyor.

Ancak Ayasofya’nın altındaki hikâye yalnızca “9 kilometrelik gizli tünel” ifadesinden çok daha geniş.

Bilim insanları yer altını 2025’ten beri temizliyor

Ayasofya Bilim Heyeti Üyesi ve mimarlık tarihçisi Prof. Dr. Hasan Fırat Diker’in, Mart 2026’da Open Archaeologydergisinde yayımlanan “Newly Revealed Subterranean Structures Beneath Hagia Sophia’s Atrium” başlıklı makalesi, çalışmaların bilimsel boyutuna ilişkin önemli ayrıntılar içeriyor.

Araştırmaya göre Vakıflar Genel Müdürlüğünün yürüttüğü kapsamlı temizlik çalışmaları 2025’in başında, günümüze ulaşmayan eski atriumun altındaki tonozlu mahzenlerde başladı. Temizlik ilerledikçe daha önce bilinmeyen yer altı mekânları ve bunları birbirine bağlayan yapılar ortaya çıktı. Çalışmalar arkeologların gözetiminde yürütülüyor.

Yani ortaya çıkanlar yalnızca insanların geçebileceği tüneller değil. Araştırma; mahzenler, su kanalları, rezervuarlar, tonozlu mekânlar ve farklı dönemlerde birbirine bağlanmış altyapı sistemlerinden oluşan oldukça karmaşık bir ağ tarif ediyor.

2020 yılında Ayasofya'nın 3 boyutlu olarak belgelenmiş yer altı yapıları (kırmızı) üzerine temizleme işlemi sırasında ortaya çıkarılan yer altı yapılarının (yeşil) üst üste yerleştirilmesi. (Üst yapı Calabria Üniversitesi tarafından belgelenmiştir)

Ayasofya'nın avlusunun altındaki yer altı yapılarının üç boyutlu görselleştirilmesi.

Bir mekânda tam 7 ayrı su hattı

Bilimsel makalenin en dikkat çekici bulgularından biri, araştırmada “Yapı 1” olarak tanımlanan bölümde.

Burada farklı yönlere uzanan ve farklı dönemlere tarihlenen yedi ayrı su hattı tespit edildi.

Diker, bu yoğun altyapının yalnızca Ayasofya’nın ihtiyaçlarını karşılamamış olabileceğini; atrium altındaki sistemin çevredeki yapılaşmaya su dağıtımında da önemli rol oynamış olabileceğini değerlendiriyor. Su hatlarının yüzyıllar boyunca yenilenmesi ve güzergâhlarının değiştirilmesi de sistemin tek seferde kurulmadığını, İstanbul geliştikçe sürekli dönüştüğünü gösteriyor.

Araştırmaya göre yer altındaki bazı sistemler, 6. yüzyıldan 19. hatta 20. yüzyıla kadar farklı dönemlerde kullanılmaya ve değiştirilmeye devam etmiş olabilir.

Ayasofya’nın bilinen en büyük sarnıcı olabilir

Temizlik çalışmalarında ortaya çıkan bir başka bölüm ise bilimsel makalede “Yapı 2” olarak adlandırılıyor.

Duvarlarında ve tonozunda sıva izleri bulunan bu büyük yer altı mekânının bir sarnıç olarak kullanılmış olabileceği değerlendiriliyor. Diker’e göre mevcut haliyle bu yapı, Ayasofya içerisinde bugüne kadar bilinen en büyük sarnıç olabilir.

Üstelik yapının nerede sona erdiği henüz kesin olarak bilinmiyor. Temizlik devam ettiği için mekânın eski atriumun kuzeybatı kanadı boyunca ne kadar ilerlediği henüz belirlenebilmiş değil.

En merak uyandıran yapı Ayasofya’nın dışına uzanıyor olabilir

Bilimsel çalışmanın belki de en dikkat çekici bölümü “Yapı 4”.

Araştırmacılar bu yapının büyüklüğü ve doğrultusunun Ayasofya’nın sınırlarının çok ötesine uzanma ihtimalini gündeme getirdiğini belirtiyor.

Makaledeki değerlendirmeye göre yapının bir devamının kuzeydoğuda Topkapı Sarayı yönüne, diğerinin ise güneybatıda Sultanahmet Meydanı yönüne uzanıp uzanmadığının araştırılması gerekiyor.

Daha da dikkat çekici olan ise bunun, Bizans dönemi Konstantinopolis’inin yol sisteminde araştırmacıların “Street E”olarak adlandırdığı antik bir caddenin altyapısıyla ilişkili olabileceği ihtimali.

Fakat burada henüz kesin bir keşiften değil, araştırılması gereken bilimsel bir hipotezden söz ediliyor.

“9 kilometre” ne anlama geliyor?

Burada önemli bir ayrım var.

Bakan Ersoy’un ifadesi, Ayasofya’nın altında baştan sona yürünebilen tek parça 9 kilometrelik bir tünelin keşfedildiğianlamına gelmiyor.

Ersoy, yer altındaki geniş sistemde “yaklaşık 9 kilometreye kadar uzanan bölümlerden söz edildiğini” belirtiyor ve bazı kısımların çökmeler nedeniyle geçilemediğini söylüyor.

Bilimsel makale de 9 kilometrelik kesintisiz bir tüneli belgelemiyor. Bunun yerine, farklı dönemlerde ortaya çıkmış ve farklı işlevler üstlenmiş birbirine bağlı veya kesintiye uğramış karmaşık bir yer altı altyapısını inceliyor.

Üstelik bu araştırmalar sıfırdan başlamış değil. Daha önce yapılan üç boyutlu belgeleme çalışmalarında Ayasofya ve çevresinde toplam uzunluğu yaklaşık 936 metreyi bulan yer altı menfezleri ve mekânları görüntülenmişti. Günümüzdeki temizlik çalışmaları ise daha önce ulaşılamayan bölümlerin de incelenmesini sağlıyor.

Karşı kıyıda iş 1.600 yıllık efsanelere kadar uzandı

Ayasofya’nın altındaki çalışmalar Yunanistan’da da büyük ilgi gördü.

Proto Thema haberi, “Ayasofya’nın altında 9 kilometrelik tünelin varlığı doğrulandı” çerçevesinde sunarken; Athens Voice ve çeşitli Yunan yayınları gelişmeyi “1.600 yıllık gizem” ifadeleriyle okuyucularına aktardı. Greek Reporter ise daha temkinli davranarak yer altı ağının 9 kilometreye kadar uzanabileceğini, tam kapsamının henüz bilinmediğini yazdı.

Yunan televizyon kanalı Star ise konuyu daha da ileri götürerek Bizans’ın son imparatoru XI. Konstantinos Paleologos çevresindeki tarihî anlatı ve efsaneleri yeniden gündeme taşıdı.

Ancak bunların Ayasofya’nın altında yapılan çalışmalarla arkeolojik olarak doğrulanmış Paleologos bulguları olmadığı özellikle belirtilmeli.

Bilimsel makalenin söylediği ise daha farklı ve belki de daha heyecan verici: Araştırmacılar, Ayasofya’nın altındaki bazı devasa yapıların yönlerinin ortaya çıkarılmasının, İstanbul’un yer altı dünyasına ilişkin yüzyıllardır anlatılan kimi şehir efsanelerini bilimsel olarak sınamaya hiç olmadığı kadar yaklaştırabileceğini düşünüyor.

Ayasofya’nın görünmeyen tarihi

Ayasofya’daki çalışmalar yalnızca geçmişi ortaya çıkarmayı değil, yapının geleceğini korumayı da amaçlıyor.

Yer altında çamur ve dolgular temizlenirken; nem, su hareketleri ve yapısal sorunlar da inceleniyor. Üst yapıda ise ana kubbe, doğu yarım kubbe, mozaikler ve taşıyıcı sistem üzerinde restorasyon ve güçlendirme çalışmaları sürüyor. Ersoy, dış cephedeki çalışmaların büyük bölümünün 2027 sonuna kadar tamamlanmasını hedeflediklerini açıkladı.

Ancak Ayasofya’nın altında yürütülen araştırmaların ortaya koyduğu tablo şimdiden dikkat çekici:

Yerin altında yalnızca gizli geçitler değil, su yolları, sarnıçlar, mahzenler ve yüzyıllar boyunca yeniden şekillendirilmiş bir şehir altyapısı bulunuyor.

Ve çalışmalar ilerledikçe Ayasofya’nın bugüne kadar görünmeyen tarihinin yeni bölümleri gün yüzüne çıkmaya devam edecek.

HM
Haber Merkezi
Halikarnas Haber

Bodrum ve Ege'nin güncel gündemini bağımsız ve tarafsız biçimde okuyucuya ulaştıran haber merkezi. Doğru, hızlı ve ilkeli habercilik anlayışıyla yayında.

Yorumlar (0)

Bu haber için henüz yorum yapılmamış.

Gündem Ekonomi Spor Sağlık Turizm Magazin Yaşam Yazarlar Video Galeri