Hasan Cingiz: Bodrum'dan Polonya'daki şatoya
17 yaşında heykel öğrencisi olarak geldiği Bodrum'da yaklaşık 23 yıldır üretimini sürdüren heykeltıraş Hasan Cingiz, Belediye Meydanı'ndaki Süngerci heykelinden Polonya'daki kırmızı kartala uzanan eserleriyle tanınıyor. Cingiz, bu yaz Niemodlin Şatosu'nda düzenlenen ve her yıl farklı ülkelerden yalnızca dört sanatçının davet edildiği Uluslararası Açık Hava Heykel Sempozyumu'na Türkiye'den çağrılan ilk sanatçı olmuş, bini aşkın metal parçadan ürettiği kartal heykeli şatonun kalıcı koleksiyonuna alınmıştı. Atölyesinde konuk olduğumuz Cingiz, sanat yolculuğunu ve Bodrum'daki sanat ortamına ilişkin görüşlerini anlattı.
"Oyuncaklarımı içini merak ettiğim için kırardım"
Sanatla yolculuğunun çocukluğuna dayandığını söyleyen Cingiz, oyuncaklarıyla bir süre oynadıktan sonra içlerini merak ettiği için onları kırdığını anlattı. Bu merakın bugün de sürdüğünü belirten sanatçı, Milta Marina'nın girişindeki ve Musto Kafe'deki deniz kızı heykelleri gibi fiberglas eserlerinde iç yapıyı bilinçli olarak görünür bıraktığını, "Göstermek istiyorum, aynı zamanda kendim de görmek istiyorum" sözleriyle açıkladı. Cingiz, bu çizginin yanı sıra metal ve çizgisel heykellerden oluşan ikinci bir stili de eş zamanlı yürüttüğünü ifade etti. Lise yıllarında da çizime devam eden Cingiz, üniversitede tek tercih olarak heykeli seçti ve Bodrum Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü'nü kazandı.
Önce fikir, sonra malzeme
Üretim sürecinde önceliğin her zaman fikir olduğunu söyleyen Cingiz, ilk eskizi kısa bir karalama olarak bırakıp olgunlaşmasını beklediğini, tasarımdan emin olduktan sonra malzemeye karar verdiğini anlattı. Büyük dış mekân heykellerinin paslanabileceği endişesiyle alüminyum ve kroma geçmeye karar verdiğini belirten sanatçı, yeni malzemeleri denemeye devam edeceğini söyledi. Süreçte kendisini en çok heyecanlandıran anın ilk hayal ettiği an olduğunu, en büyük keyfi ise eserin bitmiş hâlini görmek olduğunu anlatan Cingiz, halka açık atölyesine gelen ziyaretçilerin işini hobi gibi gördüğünü de aktardı: "Bu bizim mesleğimiz. Bir heykelin içinde binlerce plan var. Bu, bir doktorun ameliyata girmesi gibi bir durum."
Polonya ve dönüm noktası: Süngerci
Polonya deneyimini "çok güzeldi" diye özetleyen Cingiz, şatonun bahçesinde asırlık ağaçların gölgesinde heykel yapmanın ve eserin çok beğenilmesinin kendisini mutlu ettiğini, çalışmayı eşinin de yardımıyla süresi içinde tamamlayarak döndüklerini söyledi. Sanat hayatının dönüm noktası olarak ise Süngerci heykelini gösterdi. Tüm süngercilerin anısına yapılan ve başlangıçta Sünger Pizza'nın önüne konulması planlanan eser, dönemin Belediye Başkanı Mehmet Kocadon'un isteği ve sponsorun onayıyla Belediye Meydanı'na yerleştirildi. Cingiz, henüz öğrenciyken yaptığı bir eserin kalıcı hâle gelmesinin ve bugün turistlerin önünde fotoğraf çektirmek için sıraya girmesinin kendisi için çok değerli olduğunu belirtti.
"Yazın galeriler geliyor, kışın selle biz kalıyoruz"
Sanatçıların desteğe muhtaç olarak görülmesine karşı çıkan Cingiz, "Bizim hiç kimsenin desteğine ihtiyacımız yok. Biz toplumun estetik beklentisini yükseltmek için iş üreten insanlarız" dedi. Bodrum'da yaşayan sanatçıların asıl sorununun kendilerinden kaynaklanmadığını vurgulayan Cingiz, kışın su kesintisi, sel ve altyapı sorunlarıyla ilçede kalanların sanatçılar olduğunu, yazın ise İstanbul'dan gelen galerilerin büyük otellerde sergi açıp sezon sonunda ayrıldığını söyledi. Cingiz, otel yöneticilerinin sergilerde her sekiz sanatçıdan iki üçünü Bodrum'da yaşayan sanatçılardan seçmesi halinde yerel sanatçıların kışa daha yüksek motivasyonla gireceğini ifade etti.
Dört yıldır bekleyen dilekçe
Hayatı boyunca hiçbir belediyeye iş yapmadığını ve prensip gereği karma sergilere katılmadığını belirten Cingiz, bu nedenle bürokratik engelle pek karşılaşmadığını söyledi. Ancak Süngerci heykelinin yanına, turistlerin heykeli astronot sanmaması ve süngerciliğin hikâyesini öğrenmesi için Türkçe ve İngilizce bir tanıtım metni hazırlayıp belediyeye dilekçeyle sunduğunu, "Yapacağız" yanıtı almasına rağmen aradan dört yıl geçtiğini anlattı.
Kamusal alan için uzman kurul önerisi
Bodrum'da kent yönetimi ile sanat ilişkisinde değiştirilmesinden çok oluşturulması gereken bir yapı olduğunu söyleyen Cingiz, kamusal alanlara konulacak her eserin mimar, iç mimar, arkeolog ve heykeltıraştan oluşan bir seçici kurul tarafından değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Görevdeki yöneticilerin değişmesiyle kararların kişisel tercihlere bırakıldığını, bunun yıllar sonra estetik ve sanatsal açıdan zayıf eserlere yol açtığını ve konulan bir eseri kaldırmanın çok zor olduğunu belirten Cingiz, sorunun Bodrum'a özgü olmadığının altını çizdi: "Türkiye genelinde böyle bir problem var. Bu problemi ülkece açmamız gerektiğini düşünüyorum."
Muhabir: Ali Emre ULAŞ



Yorumlar (0)
Bu haber için henüz yorum yapılmamış.