Akıllı telefonlar konuşmalarımızı gerçekten dinliyor mu?
Akıllı telefonların kullanıcıların konuşmalarını dinleyerek reklamları kişiselleştirdiği yönündeki iddialar uzun süredir tartışılıyor. Ancak mevcut bulgular, telefonların konuşmaları reklam amacıyla sürekli kaydettiğini göstermiyor. Buna karşılık sesli asistanların belirli komutları beklemesi ve reklam teknolojilerinin konum, tarama geçmişi ve diğer kullanıcı verilerini analiz edebilmesi, kişiselleştirilmiş içeriklerin nasıl ortaya çıktığına ilişkin soru işaretlerini artırıyor.
Kullanıcıların arkadaşlarıyla konuştukları bir ürün ya da konu hakkında kısa süre sonra sosyal medyada reklam görmesi, telefonların kendilerini dinlediği düşüncesini güçlendirebiliyor. Ancak bu durum, algoritmaların daha önceki aramalar, beğeniler, paylaşımlar ve diğer etkileşimlerden yararlanmasıyla da ortaya çıkabiliyor.
Sosyal medya platformlarında belirli bir konuyla ilgili içeriklerle sık etkileşim kurulması, algoritmanın benzer paylaşımları daha fazla göstermesine neden olabiliyor. Bu nedenle kullanıcıların karşılarına çıkan içeriklerin doğrudan konuşmalarından kaynaklandığı sonucuna varılamıyor.
Telefonlar hangi durumlarda dinliyor?
Akıllı telefonlarda Siri, Alexa ve Google Assistant gibi sesli asistanların çalışabilmesi için cihazlar belirli etkinleştirme komutlarını bekliyor. Bu sistemler, kullanıcı tarafından etkinleştirildiğinde sesli komutları işleyebiliyor.
Bununla birlikte konuşmaların reklam amacıyla sürekli kaydedildiğini gösteren bir kanıt bulunmuyor. Kullanıcıların konuştuğu bir konuyla ilgili içeriğin karşılarına çıkmasının tesadüften geçmişteki etkileşimlere veya yapılan aramalara kadar farklı nedenleri olabileceği belirtiliyor.
Reklam teknolojileri kullanıcıları nasıl takip ediyor?
Reklamverenlerin kullanıcıların ilgi alanlarını ve satın alma eğilimlerini tahmin etmek için kullandığı yöntemler yalnızca ses verileriyle sınırlı değil.
Konum bilgileri, tarama geçmişi ve izleme pikselleri gibi veriler, kullanıcıların ilgilenebileceği ürün ve hizmetlerin belirlenmesinde kullanılabiliyor. Sosyal medya platformlarındaki bağlantılar üzerinden kullanıcıların arkadaşlarıyla ilişkilendirilmesi ve onların ilgi alanlarının da dikkate alınması mümkün olabiliyor.
Bazı uygulamaların kullanıcı etkinliklerini kaydettiği durumlar da daha önce tespit edildi. Yapılan bir incelemede, mobil uygulamaların kullanıcıları dinlediğine ilişkin kanıt bulunmadı. Ancak bazı küçük uygulamaların telefon ekranındaki görüntüleri ve videoları üçüncü taraflara gönderdiği belirlendi. Bu işlemin reklam amacıyla değil, geliştirme amacıyla gerçekleştirildiği aktarıldı.
Kullanıcılar hangi önlemleri alabilir?
Uygulamaların telefonun kamera, mikrofon ve konum gibi özelliklerine erişimi kullanıcı tarafından verilen izinlere bağlı. Bu izinler telefonun ayarlarından kontrol edilebiliyor ve gerektiğinde değiştirilebiliyor.
Kişisel verilerin korunması için güçlü şifreler kullanılması, önemli hesaplarda iki aşamalı doğrulama veya geçiş anahtarlarının tercih edilmesi ve uygulama yüklemeden önce istenen izinlerin kontrol edilmesi öneriliyor.
Ayrıca kişisel bilgilerin yalnızca güvenilir internet siteleriyle paylaşılması ve sosyal medya platformlarının gizlilik ayarlarının kullanılması tavsiye ediliyor.



Yorumlar (0)
Bu haber için henüz yorum yapılmamış.