Miçotakis’ten Ankara’nın Ege itirazlarına yanıt: “Planımız değişmez”
Türkiye ile Yunanistan arasında son günlerde yeniden öne çıkan Ege tartışmasına bu kez Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis doğrudan dahil oldu.
Miçotakis, 24 Ağustos’ta Atina’da düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısının açılışında, Yunanistan’ın yenilenebilir enerji ve turizm alanındaki yeni özel mekânsal planlarından söz ederken Türkiye’den gelen itirazlara değindi.
Yunanistan Başbakanlığı tarafından yayımlanan konuşmaya göre Miçotakis, “doğudan gelen tepkiler” ifadesini kullanarak bu itirazların Atina’nın planlamasını değiştirmeyeceğini söyledi.
Miçotakis:
“Planlamamızı hiçbir şekilde etkilemiyor.”
ifadelerini kullandı.
Yunanistan devlet televizyonu ERT ve Kathimerini ise söz konusu “doğudan gelen tepkilerin” Türkiye’nin, Yunanistan’ın yenilenebilir enerji ve turizm için hazırladığı özel mekânsal planlara yönelik itirazları olduğunu açık biçimde aktardı.
Ankara 19 Ağustos’ta resmen itiraz etmişti
Miçotakis’in açıklamasını önemli hale getiren gelişme ise yalnızca birkaç gün önce yaşandı.
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, 19 Ağustos’ta Yunanistan tarafından Ege Denizi’ni de kapsayacak şekilde ilan edilen Yenilenebilir Enerji Kaynakları Özel Mekânsal Çerçevesi hakkında resmî açıklama yaptı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli tarafından yapılan açıklamada, planın içerisinde “aidiyeti uluslararası antlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş coğrafi formasyonların” da bulunduğu belirtildi.
Ankara bu nedenle Yunanistan’ın planının, iki ülke arasındaki Ege sorunları bakımından Türkiye açısından herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağını açıkladı.
Türkiye ayrıca Ege ve Akdeniz gibi kapalı veya yarı kapalı denizlerde tek taraflı tasarruflardan kaçınılması gerektiğini vurguladı.
Dışişleri açıklamasında Türkiye’nin, Ege’nin iki kıyıdaş devletinden biri olarak Yunanistan ile iş birliğine hazır olduğu da belirtildi.
Dolayısıyla Miçotakis’in Bakanlar Kurulu’ndaki çıkışı, Ankara’nın birkaç gün önce yaptığı bu resmî itirazın hemen ardından geldi.
Miçotakis: “Egemenlik alanları tartışılmaz”
Yunanistan Başbakanı açıklamasında bir adım daha ileri giderek Atina’nın egemenlik tezini de yeniden gündeme taşıdı.
Miçotakis, Yunan egemenliği altında olduğunu savunduğu bölgelerin tartışmaya açık olmadığını ve Yunanistan’ın bunları “her an savunmaya hazır olduğunu” söyledi.
Ancak tam da bu noktada Ankara ile Atina’nın hukuki pozisyonları birbirinden ayrılıyor.
Türkiye, Ege’de uluslararası antlaşmalarla egemenliği açık şekilde Yunanistan’a bırakılmamış bazı ada, adacık ve coğrafi formasyonların bulunduğunu resmî olarak savunuyor.
T.C. Dışişleri Bakanlığı'nın Ege sorunlarına ilişkin resmî metninde Türkiye'nin, uluslararası antlaşmalarla açık şekilde Yunanistan'a bırakılan adalar üzerinde hak iddia etmediği; buna karşılık egemenliği Yunanistan'a açıkça devredilmemiş coğrafi formasyonların statüsünün iki ülke arasında uyuşmazlık konusu olduğu belirtiliyor.
Bu nedenle Atina’nın “tartışılmaz Yunan egemenliği” söylemi ile Ankara’nın “egemenliği devredilmemiş coğrafi formasyonlar” tezi doğrudan karşı karşıya geliyor.
Miçotakis: “Türkiye ile sadece kıta sahanlığı ve MEB’i konuşuruz”
Miçotakis’in Türkiye açısından belki de en dikkat çekici açıklaması ise iki ülke arasındaki sorunların kapsamına ilişkin oldu.
Yunanistan'ın Türkiye ile iyi komşuluk ilişkileri istediğini söyleyen Miçotakis, buna rağmen Ankara ile görüşilebilecek konuların sınırını çizdi.
Yunanistan Başbakanı, Türkiye ile Ege ve Doğu Akdeniz’de yalnızca kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge’nin sınırlandırılması konularını görüşebileceklerini savundu.
Bu yaklaşım Atina’nın uzun süredir dile getirdiği resmî pozisyonla örtüşüyor.
Ancak Türkiye, iki ülke arasındaki Ege uyuşmazlıklarının yalnızca kıta sahanlığı ve MEB’den oluştuğu görüşünü kabul etmiyor.
Türkiye’ye göre Ege’de tek sorun yok
T.C. Dışişleri Bakanlığı’nın resmî Ege dosyasında sorunlar beş ana kategori altında ele alınıyor.
Bunların içinde deniz yetki alanları ve kıta sahanlığının yanı sıra karasuları, Doğu Ege Adaları’nın gayriaskerî statüsü, egemenliği tartışmalı coğrafi formasyonlar ile hava sahası ve FIR kaynaklı uyuşmazlıklar da bulunuyor.
Ankara ayrıca Doğu Ege’deki bazı adaların Lozan ve Paris antlaşmalarıyla gayriaskerî statüye tabi olduğunu ve Yunanistan’ın bu adalardaki askeri faaliyetlerinin söz konusu statüye aykırı olduğunu savunuyor.
Bu nedenle Miçotakis’in “yalnızca kıta sahanlığı ve MEB” yaklaşımı, Türkiye'nin resmî Ege tezinin önemli bir bölümünü baştan müzakere dışında bırakan Atina pozisyonunun tekrarı niteliğinde.
Bir gün önce Gerapetritis de askeri seçenekleri konuşmuştu
Miçotakis’in açıklaması Atina’dan son günlerde gelen tek sert mesaj değil.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Gerapetritis de bir gün önce yaptığı açıklamada Türkiye ile yürütülen “sakin sular” politikasının Yunanistan’ın kendi tezlerinden geri çekilmesi anlamına gelmediğini söylemişti.
Gerapetritis’e Türkiye’nin Kaşot/Kasos çevresindeki deniz araştırmalarına veya Yunanistan-Güney Kıbrıs elektrik bağlantı projesine müdahale etmesi halinde Atina’nın nasıl hareket edeceği sorulmuş; Yunan Bakan yanıtında askeri araçları da açıkça telaffuz ederek fırkateyn ve F-16 seçeneklerinden söz etmişti.
Halikarnas Haber bu açıklamayı “Atina’dan Türkiye’ye askeri rest: ‘Fırkateyn ve F-16 da olur’” başlığıyla duyurmuştu.
Miçotakis ise Bakanlar Kurulu konuşmasında Gerapetritis’in bir gün önce verdiği röportaja doğrudan atıfta bulundu.
Bu nedenle iki açıklama birbirinden bağımsız değil.
Önce Yunanistan Dışişleri Bakanı, ardından Başbakan Miçotakis aynı temel mesajı verdi: Atina, Türkiye ile diyaloğu sürdürmek istiyor ancak Ege’de kendi egemenlik ve deniz yetki alanı tezlerinden geri adım atmayacağını söylüyor.
Deniz parklarından mekânsal planlara aynı tartışma
Son gelişme, Halikarnas Haber’in son günlerde takip ettiği diğer Ege dosyalarıyla da aynı çizgide ilerliyor.
Türkiye’nin 16 Ağustos’ta Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege Deniz Milli Parklarını yürürlüğe sokmasının ardından Yunanistan karara itiraz etmiş, tartışma Rodos basınına ve ardından Avrupa Parlamentosu’na kadar taşınmıştı.
Halikarnas Haber, 19 Ağustos’ta “Deniz parkı gerilimi Rodos’a sıçradı”, 21 Ağustos’ta ise “Fethiye-Kaş milli parkı Brüksel’de: ‘Türkiye’ye AB fonlarını kesin’” başlıklarıyla süreci aktarmıştı.
24 Ağustos’ta ise Muğla kıyılarının hemen karşısındaki Rodos’ta kalıcı askeri drone üssü kurulmasına yönelik plan gündeme geldi.
Bütün gelişmeler doğrudan aynı kararın parçaları değil.
Ancak ortak nokta giderek daha görünür hale geliyor:
Ege’de çevre, enerji, turizm veya askeri planlama başlığıyla atılan adımlar, Ankara ile Atina arasındaki egemenlik ve deniz yetki alanları uyuşmazlığından bağımsız ilerlemiyor.
Miçotakis’in son açıklaması da bu zincire şimdi Yunanistan Başbakanlığı düzeyinde yeni bir halka ekledi.
Ankara “tek taraflı tasarrufların hukuki sonuç doğurmayacağını” söylerken Atina ise Türkiye’nin itirazlarının kendi planlamasını değiştirmeyeceğini savunuyor.
Böylece iki ülke arasında son yıllarda öne çıkarılan “sakin sular” söylemi devam etse de, Ege’deki temel hukuki ve siyasi görüş ayrılıkları yeniden daha yüksek sesle ifade edilmeye başlanmış durumda.




Yorumlar (0)
Bu haber için henüz yorum yapılmamış.